Where Needed Informations

26.11.2012

Suriye neden bu kadar onemli?

5:57 ÖÖ Posted by Volkan No comments
Şu sıralar Suriye'den başka çok fazla bir şey duyamaz olduk. Nedir bu Suriye'nin önemi? Bunu medyadan edindiğim bilgiler ve az çok bildiğim stratejilere göre kendi yorumlarımla açıklama isteği içinde bulunduğumdan buraya yazmak istedim..

Yıl 2010-2011. Benim deyimimle Twitter ayaklanması. Arap Baharı denilen "İslam ülkelerinin her birinin kendi içinde yaşadığı iç karışıklıklar-ayaklanmalar" şeklindeki olaylar sonucu, birçok insan ölmüş, yaralanmış; İslam ülkeleri demokratik yönetim istemiş, birçok lider koltuğundan indirilmiş, kimileri ise öldürülmüştü. Çeşitli sebepler vardı bu isyanlarda: baskıdan kurtulma, işsizlik, yeni bir hayat, avrupalı gibi modern ve özgür olma vs. Bunun sonuçları da çok büyük oldu. Arap dünyasının ve Ortadoğu'nun en büyük olaylarındandı. Ve mesele şu ki, Suriye'de hala yankıları süren bir olay.

Tunus'ta (Tunisia) yönetim değişti (200'den fazla ölüm), Cezayir'de (Algeria) olağanüstü hal kaldırıldı, Ürdün'de (Jordan) yönetim değişti, Umman'da (Oman) yönetimin şekli değişti, Yemen'de (Yemen) yönetim değişti (2000'den fazla ölüm), Suudi Arabistan'da (Saudi Arabia) ekonomik değişiklik adımları atıldı, Mısır'da (Egypt) yönetim ve yönetim şekli değişti (800'den fazla ölüm), Fas'ta (Morocco) yönetim şeklinde değişiklikler yapıldı, Irak'ta (Iraq) yönetim kadrosunda değişiklikler yapıldı, Kuveyt'te (Kuwait) kabine değişti.

Bu yapılan ayaklanmalarda özellikle Mısır ve Yemen ekonomik ölçüde çok büyük zararlara uğramıştur. Bu nedenle bu ülkelerden biri olan Mısır'da, Türkiye Cumhuriyeti iktidar partisi lideri "biz gelelim sizin taşlarınızı yapalım, heh bir de belediye" politikası çerçevesinde Mısır ile ekonomik işler arayışına girmek amacıyla Türk-Mısır İş Forumu'nda konuşma yapmış bulunmaktadır. İslam kardeşliğine de değinilerek İstanbul ile Kahire (Cairo) kardeş şehir ilan edilmek istenmiştir.



Libya (Libya) ve Suriye'ye (Syria) gelince...

Yukarıda verilen harita, Arap haritası değil Ortadoğu haritasıdır. Bu duruma göre Libya , Mısır'ın "Yasemin Devrimi"nden sonra devam eden diğer devrimden etkilenmiş, iç karışıklıklar başlamıştır. Bu olaylardan esinlenilen özgür olma isteği ve yönetimi değiştirme çalışmaları sonucu Ulusal Geçici Konsey önderliğinde çıkan iç savaşta, yıllarca ülkeyi "başbakan veya devlet başkanı sıfatı taşımadan" yöneten, kendini Libya'da barış ve kardeşlik için bir rehber olarak gösteren Muammer Kaddafi (Muammar Gaddafi-Qaddafi) öldürülmüş, Libya "2012 Libya Genel Ulusal Kongresi seçimleri" daha çoğulcu bir demokrasiye geçmiş ve özgürlük hakları kendini göstermeye başlamıştır. Toplamda (sivil halk, asker, işgalci vs.) 30.000'e yakın insan ölmüş ve kanlı bir devrim gerçekleşmiştir.


ONLAR TAMAM DA YA SURIYE?

Suriye'yi diğerlerin ayıran özellik nedir, işte asıl meselemiz. Yukarıdaki haritaya bakıldığında, Umman, Yemen, Mısır, Kuveyt ya da haritada görünmeyen Libya, Tunus, Fas, Cezayir gibi ülkelerin bize komşu olmadığını görebilirsiniz. Fakat Suriye, İran, Irak ile nispi olarak Lübnan ve İsrail'i inceleyelim.

İran güçlü bir devlet, Avrupa ve Amerika kıtasından kime gelirse gelsin kafa tutuyor. Bu da Türkiye'nin stratejisine ya da topraklarına zarar vermiyor. Aksine o bölgede ittifak yapılabilme ihtimalini artırıyor ve iki ülkenin birbirlerini destekleyebilme şansı bulunuyor.

Irak ile aramızda ise Kürt sorunu ve Pkk sorunu var. Irak işgal edildi, savaşa katıldı, yerle bir edildi. Parçalandı, dağıldı, liderleri öldürüldü (Saddam Hüseyin idam edildi, cinayet ve soykırım suçları) ve Irak'ta istenildiği şekilde yönlendirme gerçekleşti. Haritada bize komşu olarak gözüken Irak'ta istenilen planlar istenildiği gibi yürütüldüğünden ve Pkk terör faaliyetlerinin engellenmesi istenmediğinden, bu ülke üzerinde hala güçler ve yaptırımlar var.

Lübnan, bölgede çok da fazla ayarlarıyla oynanmayan bir ülke. Nüfusu islamiyet ve hristiyanlık karışık bir dini yapıda olup, herhangi bir kriz çıkarılmak istenmemektedir. Bununla beraber etnik yapısı yine müslüman-arap, ermeni, süryani kökende olduğundan, tam anlamıyla bir müdahaleye gerek duyulmamış olacak ki pek "ilişen" bulunmamaktadır. Zaten, Devlet Başkanı Ortodoks bir Süryani olan Mişel Süleyman (Michel Suleiman). Başbakan Necip Mikati (Najib Mikati) bir işadamı ve Parlamento Başkanı Nebi Berri (Nebih Berri) eski bir avukat ve politikacı. İşin özü, ne din-dil-millet kargaşası, ne ekonomi kavgası yaşanıyor şu sıralar Lübnanda.

SURIYE ise yakın zamana kadar aramızda yine Pkk meselesi vardı. 2000'li yıllarla birlikte gelen "komşu ülkelerle sıfır sorun politikası" ile ilişkiler sıkılaştırılmış ve sıcaklı-samimiyetli politikalardan izlenmişti. Uzunca bir süre iyi geçinilmesi, silah ticareti yapmak isteyen ve ülke bölüşümünü çok seven kesimler tarafından hoş karşılanmadı ve ufak ufak Suriye'nin işlerine müdahale edilmeye başlandı.

Suriye'de şu an yaşanan savaşta Türkiye, Beşşar Esed (Esad) karşıtı olan grubu desteklemektedir. Suriye'nin Dostları adı altında 100'den fazla ülke, Esed yönetimine karşı tepki göstermekte ve Suriye muhalefet komisyonunu (Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu) desteklemektedir. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan bu ülkeler arasında, bir bölümü destekleyici ve arabulucu niteliktedir. Esed yönetimini destekleyen ülkelerin başında ise İran, Rusya, Çin; gruplar arasında ise Irak'lı Şiiler ve Hizbullah gelmektedir. Türkiye'nin desteklediği tarafta ise Kürdistan Bölgesel Yönetimi (Irak'ın bir bölümü), El Kaide, Müslüman Kardeşler bulunmaktadır. Türkiye'nin bu aralıkta herhangi bir safta yer alması çok anlamsızdır fakat tampon bölge gibi kullanılmakta, Suriye'nin bize karşı olan saldırı-savunma içerikli tutumuyla birlikte çatışma halinde olan Türkiye'nin neden bu politikayı izlediği net olarak bilinmemektedir.

Sınırlara patriotlar yerleştirilmesi, savunma nitelikli olduğu söylenmekte; Suriye'nin herhangi bir saldırısına karşılık verilmekte, bununla beraber Suriye'den kaçan halka yardım eli uzatılmaktadır. İzlenilen politika aslında yıllar önce Osmanlı'ya-Türkiye'ye karşı yapılan İtilat-İttifak politikasıyla benzerdir. Bir çıkar aranmakta fakat herhangi bir şey elde edilemeyeceği bilinmemektedir. Bununla beraber yakıt ilişkilerimizin olduğu, Gürcistan dolayısıyla komşu sayılabileceğimiz Rusya ve sınır komşumuz İran ile ilişkiler zedelenmekte, çıkarlar çatışmaktadır. Bunun ülkemize getirisinin fazla olacağını düşünmekteyim. El Kaide bir terör örgütüdür ve Türkiye neden silahlı bir örgütle aynı saftadır? Neden bir safta olmaktadır?

İşte bu yukarıda verilen birçok ülkeye ait geniş açıklamalar göstermektedir ki Türkiye-Irak Pkk sorunu, Türkiye-Suriye sınır sorunu ve dolayısıyla İranla oluşabilecek bir sorun sonucu Türkiye tehdit altında kalmaktadır. İstenen şey de bu ülkeler zayıflarken Türkiye'nin de zedelenmesidir. Yok yerden çatışma çıkarılması ile silah satılma amacı taşınmakta; patriot, uçak, füze gibi malzemelerin ticareti söz konusu olmaktadır. Suriye'nin önemi ise şurada yatmaktadır:
-İran, Türkiye karşıtı bi tutum izlemedi
-Irak'tan Türkiye'ye yeterince olumsuz etki yapılmadı, Pkk işi halledemedi
-Lübnan oralı bile olmadı
-İsrail uzaktan izleyip Filistinle ilgileniyormuş gibi yaptı ve ticareti sürdürdü
-Son kalan parça ise Suriye ve sınır komşumuz olması açısından önemli bir ülke. Burada olacak olaylara Türkiye'nin dahil edilmesi, istenen projenin ilk aşamasının gerçekleşmesi olduğundan, bu bağlamda önemlidir.

Sonuç: Türkiye; İran, Irak ve Suriye ile kötü olur. Irak biter, Suriye biter. İran kendisini desteklemeyen Türkiye'ye karşı olumsuz bir tutum izler ve o bölgede çatışmalar yaşanır. Bunun sonucu, Ortadoğu'da egemen olmak isteyen topluluklara ve ülkelere yarar.

harita: alittleadrift.com
fotoğraf: t24.com.tr


yazı: Volkan Apaydın

0 yorum:

Yorum Gönder